Anasayfa  |  Hakkımızda  |  İletişim

 

 
AFET OKULU PROJESİ NE YAPABİLİRİM? BİZE KATILIN AFET GÖNÜLLÜLERİ RÖPORTAJLAR DESTEKLEYENLER OKUR KÖŞESİ
 
   Depremzede Soner Güneş ile yaptığımız özel sohbeti RÖPORTAJLAR bölümünde okuyabilirsiniz...      Türkiye'nin En Büyük Gönüllü Hareketine Siz de katılın...     
 




  Soner Güneş -(Depremzede)


“ALLAH BU KORKUYU
DÜŞMANIMA DAHİ YAŞATMASIN”

Röportaj: Metin Soylu (12 Şubat 2011)

1998 yılında âşık olduğu Nurcan Hanım için Adapazarı’nda yaşamayı tercih ederek burada evlenen Soner Güneş, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde yaşadıklarını Afet Okulu Ekibi ile paylaştı. Yaşanan büyük felaketin ardından devletin kısa zamanda olay yerine gelerek kendilerine sahip çıktığını söyleyen Güneş “Allah bu korkuyu düşmanıma dahi yaşatmasın” diyor. 

—Bizlere kısaca kendinizden söz eder misiniz?
—Soner Güneş:
Aslen Giresunluyum. 36 yaşındayım. Benim asıl büyüdüğüm yer İstanbul Üsküdar’dır. Ancak şimdiki eşim Nurcan ile evlenmeye karar verince 1998 yılında Adapazarı’na yerleşmeye karar verdim. Ben esprili hayatı ve yaşamayı çok seven bir insanım. Allah’a çok şükür şu anda iki kızım var. 12 yaşında olan kızımın ismi Yasemin Aleyna ve 8 yaşında olan kızımın ismi ise İrem Hilal. Ailemi çok seviyorum. Boş zamanlarımda kitap okumayı, doğa ile baş başa kalmayı seviyorum. Müzik dinlemekten ayrıca çok keyif alıyorum. Maket ve cam resmi yapmayı, doğayı, ufak tefek el becerileri (ahşap boyama vs.) gibi sanatsal girişimlerim vardır. Vatanımı ve milletimi her zaman seven ve hayata olumlu bakmaya inanan birisiyim.

—17 Ağustos 1999 Depremi öncesindeki hayatınızdan söz eder misiniz?
—Soner Güneş:
Deprem öncesinde hayatım sıradan yani normal şartlarda seyrine devam ediyordu. Ben emlak dekorasyon işi ile uğraştığımdan bir de yaz ayı sebebiyle işlerimin çok yoğun olduğu bir zaman diliminde çalışıyordum. Eşimle birlikte sıradan bir hayatımız vardı. Arada arkadaşlarla ailece buluşup, küçük çaplı kendi aramızda eğlencelere katılırdık ama bir o kadarda zevkli, mutlu bir hayata sahiptik.

   —17 Ağustos 1999 Depremi’nde Adapazarı’nda olduğunuzu biliyoruz. 16 Ağustos günü nasıl bir ortam vardı Adapazarı’nda… Gariplik hissettiniz mi?
—Soner Güneş:
  İşin aslı ortam son derece gergindi. Şöyle ki; Havaların sıcak ve bunaltıcı olması insanları germiş ve bir acayip sessizliğe bürünmelerine sebep olmuştu. Ben dahi o gün nedendir bilinmez ne işe gitmiş ne de başka bir yere gitmiştim. Psikolojik olarak kendi ruh halimi havaların son derece sıcak olmasına vermiştim.

       “Ben ve eşim beton bloğun altında kaldık”

—17 Ağustos Depremi’nin o saniyelerinde neler oldu?
—Soner Güneş:
  Bunu ne tam manası ile ifade edebilir nede tam olarak anlatabilirim. Ancak şöyle söyleyebilirim: Deprem başladığında (tabi ki deprem olduğunun farkına hemen varamadık) içinde bulunduğumuz bina o saniyelerde aniden çökmeye başladı. Ben, eşim, baldızım ve yeğenim o saniyelerde ayakta idik. Hatta hava o kadar sıcaktı ki ben duştan çıkmış ve odaya yeni girmiştim. Yani depremi çoğu insanın olduğu gibi bende ayakta karşıladım. Binanın bir domino taşı gibi ardı arda her katın sırası ile teker teker çöktüğünü tam manası ile yaşadık. Sonra bir de baktım ki eşimle bir beton duvar altında sıkışmışız. Allah’tan gardırop duvara dayandığından tam olarak duvar üzerimize çökmemişti. Biz bacanaklarında aynı evde misafirlikte olması sebebi ile fazla enkaz altında kalmadık. En fazla 30 dakika. Sağ olsun bacanak ve yeğenim üzerimizdeki beton bloğu kaldırıp eşim ve beni kurtardılar. Ancak halen farkında değildik olup bitenlerin…

Sonradan anlaşıldı ki 7 şiddetinde bir depremle asfaltla aynı seviyeye gelmişiz. Benim almış olduğum ufak ancak bir o kadarda kötü kanayan yaram ve eşimin ilk çocuğumuza hamile oluşu nedeni ile Ada Tıp Hastanesi’ne gittik. Allah’tan çokta fazla bir hasar almamıştık. Daha sonra sabahın ışıklarıyla elimizden geldiğince eşyalarımızın kalan daha doğrusu alınacak kurtarılacak olanları çıkartabilmek amacı ile enkaza gittiğimizde hiçte bir şeyin kalmadığını anlamış olduk. Ben sağ elimi kullanamaz olduğumdan dolayı burada bulunan Karapürçek köyündeki yakınlarımızın yanına gittik. Yaklaşık 45 gün kadar orada eşimi bırakıp ben geri döndüm belki birilerine yardımımız dokunur diye…

—Peki devlet yetkilileri ne kadar süre içerisinde geldi?
—Soner Güneş:
Valla devletimizden Allah razı olsun! Daha belki de kimse ne olduğunu anlayamadan derhal Jandarmasından, Sivil Savunmasına hatta Zonguldak’tan dahi maden işçileri gelmişti. Ben onların kısa zamanda geldiğine bizzat tanıklık ettim. Yani çok kısa sürede olaya müdahale etmişlerdi.

“Bilal öğretmeni hiç unutamadım”

—Sizi en çok üzen şey ne oldu? Hiç unutamadığınız bir anınız var mı?
—Soner Güneş:
Evet böyle bir anım daha doğrusu acım var…
Çok dostumu, müşterim dediğim arkadaşlarımı kaybettim. Öyle ki, Bilal adında bir öğretmen, evini Sakarya’dan İzmit caddesinde yeni almıştı ve evinin tüm dekorasyon işlerini de bizzat ben üstlenmiştim. Evlendiği gece depreme yakalandı ve sonradan öğrendim ki hayatını kaybetmişti. Bu olay beni gerçekten de derinden yaraladı. Diğerlerini yazmama gerek yok zaten her şey buna benzer ve hatta daha da acı...

—Depremde siz de ya da ailenizde hasar gören oldu mu?
—Soner Güneş:
Çok yakınımda olmadı. Ancak dolaylı yollardan yakınlarımda, evet kalıcı hasarlar oldu. Ölenleri saymazsak tabii ki… Sevdiğim bir abim enkaz altında beton kiriş altında sıkışmış ve iki bacağını da maalesef üzülerek söylüyorum kaybetmişti.

—Sizce devlet depremzedelere gerçekten de sahip çıkabildi mi?
—Soner Güneş:
Evet devletimiz gerçekten de tam manası ile bizlere sahip çıktı. Hatta öyle ki depremde zarar görmeyenler işine yaramayacak olan malzemeleri belki gerekli olur diyerek devletin yaptığı yardımlardan fazlasını aldılar. Tabi ki sağ olsun devletimiz bunu o dakikalarda nasıl denetleyecek ve kimin neye ihtiyacı olduğunu nereden bilecek. Her şeyi zamanla yoluna koydular çok şükür.

—Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
—Soner Güneş:
Esasında o kadar çok söz var ki… Ama sadece şöyle özetlemek gerekirse,  Allah bu korkuyu düşmanıma dahi yaşatmasın…


ISTANBUL

Tolga Kaya

AFET VE BİZ-3
Engin Yusuf Örs

Afetlerin afeti…. Depremmmmm!
Burcu Özder

Hayata Dair Bir Şans!
Erol Bilgin

Afet ve Pirim Borcunun Ertelenmesi
Özgür Akkuş

Şehir
Efe Özçağlar

Gönüllük Üzerine
 
 
Afet Okulu Projesi'ni nereden duydunuz?
Afet Okulu kitabını okuyarak
İnternetten
Facebook Grubundan
Medyadan
Üniversitelerden
Çevremdeki arkadaşlarımdan
  
 
 

ANA SAYFA AFET OKULU PROJESİ NE YAPABİLİRİM? BİZE KATILIN AFET GÖNÜLLÜLERİ DESTEKLEYENLER OKUR KÖŞESİ İLETİŞİM
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
© 2010 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.


Çizginet & Mehmet CAN